Hepsiburada.com

26 Ocak 2013 Cumartesi

TOPLUM ÖNÜNE ÇIKMA KORKUSUNU YENMEK

TOPLUM ÖNÜNE ÇIKMA KORKUSUNU YENMEK

Toplum karsisinda, mikrofon veya kamera karsisinda konusurken yüzlestigimiz en büyük engel korku ve heyecandir. Ilk defa yaptigimiz her is önce heyecan ve korku olusturur. Korku aninda dolasim sistemi içerisine gerginlikle orantili olarak asiri kortizol salgilanir. Bu durum düsünce akisini engeller. Kisi bu anda olumlu duygularini kaybeder. Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalbin çarpmasi ve kan dolasimi hizlanir. Davranislarin kontrol edilmesi zorlasir. Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan baskalariyla göz göze gelemez; basi titrer, adeta beyni dis dünyadan kopmus gibi olur. Korku aninda insan kalbinde bir iç endise akintisi hisseder. Insan bir an önce bu durumdan kurtulmak için o ortamdan uzaklasmak, yapmak istedigini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalir. Ayrica endise veya korku konusmacinin inandiriciligi kaybetmesine yol açar.
Bazi insanlarda korku duygusu çok gelismistir. Sik sik duyulan bu endiseler gittikçe birbirlerini beslerler ve endise edebilme yetenegi gelisir: Insan en küçük bir sorundan bile endise duymaya baslar. Ileri düzeyde korku ve endise, sinir sistemi için son derece tahrip edicidir.
Tüm basarili konusmacilar toplum önüne çiktiklarinda mutlaka heyecanlanmislardir. Istisnasiz her insan korku ve endiseyi yenebilir. Ancak bunun için tüm inançlarini yeniden gözden geçirmeli ve bir dizi egzersiz yapilmalidir. Asagida korkunun nedenleri tek tek açiklanmistir. Bu nedenler varsa bunlari yok etmek amaciyla bir sonraki bölümde yine bir dizi alistirma hazirlanmistir. Bu alistirmalarin bir kismini yalniz basiniza gerçeklestirebilirsiniz. Ancak bunlari toplum karsisinda gerçeklestirirseniz daha hizli basarirsiniz.

KORKUNUN NEDENLERI
Temel korku nedenleri arasinda baski dolu çocuklugu, sürekli yasanan stres ve hastaliklari, sosyal olmayan bir is ortaminda uzun süre çalismayi, basarisizliga inanmayi, hafizanin zayif kalmasini, söylenecek bir söz bulunamamasini sayabiliriz.

Baski Dolu Çocukluk
Çocukluk ve gençlik döneminde asiri aile otoritesi, baski, siddet, dayak gibi olaylar yasanabilir. Normalin üzerine çikarak belli bir süreklilikte devam ettiginde bu durum kisinin psikolojisinde çok köklü bir içe dönüklük ve cesaretsizlik üretir. Baski ve siddet ortaminda çocuk kendine güvenini kaybeder. Kisiligi bir yandan tepkici, diger yandan baskalarina bagimli gelisir. Sürekli asagilanan çocugun alt suurunda basarisizlik imaji yerlesir. Bu imaji normal sarlar altinda özel bir gayret göstermeksizin yok etmek mümkün degildir. eger bir sekilde yerlesmis olan asiri heyecanlariniz varsa köklü degisikliklerle bunlari yok etmelisiniz.
Sürekli Stres ve Hastaliklar
Ara sira yasanan, siddetli de olsa, stres ve hastaliklarin kalici bir olumsuz psikolojik etkisi yoktur. Hatta kisa süreli ve geçici olduklarinda bunlar insanin yasama sevincini ve heyecanini artirabilirler.
Ancak stres (ve stres üreten hastaliklar) hafif de olsa uzun süreli yasanirsa söyle bir gelisme olur: Kan dolasim sistemine devamli kortizol hormonu salgilanir. Bu salgilama vücudu kisa sürede çöplüge dönüstürür. Stres vücudu germekte ve saldiriya hazir tutmaktadir. Dolaysiyla bu kirlilik uygun yöntemlerle temizlenmediginde asiri baski altinda kalan sinir sistemi yorulur. Bu yorgunlugun araliksiz devam etmesi halinde insan ölüme kadar gidebilir. Vücut bu durum karsisinda otomatik bir tedbir alir. Beyin ile vücut arasindaki emir-komuta zinciri zayiflatilir. Çünkü kisi öyle bir düsünce aliskanligina sahiptir ki bu düsünce gerginlik üretmekte ve vücudu tahrip etmektedir. Bu durumda vücudu ölüme gitmekten kurtarmak için beyin bir anlamda vücudu uyusturur, vücut gevser ve rahatlar. Ama bu rahatlama ayni zamanda düsünce akisini da iyice tahrip eder. Bu süreçte düsünce akisi bloke olur, hatirlama iyice zayiflar, unutkanlik kendini gösterir, kisi iç sorunlariyla iyice bunalir.
Tüm bunlar yine kisinin kendine güvenini sarsar, kisiyi insanlardan uzaklastirir. Böylece korkunun basarisizlik, kendini suçlama, asagilama gibi bir boyutu ortaya çikar.
Ancak hastaliklarin stres üretmesi insanin düsünce biçiminden kaynaklanir. Insan eger hastaligi kendisini olgunlastiran bir firsat olarak görürse, vücudu aci çekebilir, ama psikolojisi saglam olacagindan tahrip edici stresi yasamayabilir.



Antisosyal Bir Is Ortami
Bazi isler veya is ortamlari vardir ki bunlar yapilari geregi insanlari toplumdan uzak tutarlar. Örnegin bilgisayarin sürekli basinda oturup is yapmak durumunda olanlar dis dünyadan büyük ölçüde koparlar. Zihinleri bilgisayar dünyasinin kendilerine sundugu sanal ortama iyice kapilmistir. Bazi fabrika isleri belli bir tezgahin önüne hapsedebilir. Bu arada geceleri çalisip gündüzleri uyuyan bekçilerin genellikle konumlari da toplumsal olmayan (asosyal) bir yapi tasir. Buna karsin yöneticilik, pazarlamacilik, ögretmenlik ve sunuculuk gibi meslekler kisileri sosyal olmaya zorlar.
Insanlar kendilerini toplumdan uzaklastiran islere hapsettiklerinde beyinleri bu ortama alisir. Degisik insanlarla muhatap olabilme yetenekleri zayiflar. Kavramalari kendi iç referanslariyla sinirlanir. Topluma açilip insanlarla konusmaktan sikilirlar. Kisilikleri, içine kapanik ve bireysellik ekseninde gelisir. Dolaysiyla toplum önünde söz söylemeleri gerektiginde büyük bir korku ve heyecan duyarlar. Ancak çesitli hobiler gelistirerek ek sosyal faaliyetler içerisinde bulunanlar bu kötü gidisi engelleyebilirler.
Basarisizlik Inanci
Yukaridaki sartlarin hiç birisi mevcut olmadigi halde insanlar yine de toplum önünde söz söylemekten korkabilirler. Bunun önemli bir nedeni basarisizlik imajinin zihinlerine iyice yerlesmesidir. Insanin her davranisa yükledigi anlam, alt bilincine bir emir olarak gönderilir. Bir isi basarmaya girisen insan her zaman istedigi sonucu elde edemeyebilir. Bu herkes için tabiidir. Ama bazi insanlar sonucu elde edemediklerinde hemen basarisiz olduklarini düsünürler ve kendilerini suçlarlar. Bu suçlamalar bir çok kez tekrarlanir. Sonuçta insan farkinda olmadan kendi alt bilincine “ben basarisizim” hükmünü yerlestirmis olur. Bu çok sinirlayici bir kaliptir. Çünkü insan bir kere bu inanci otomatiklestirdiginde bu inanç onun hemen her isinde basarisiz olmasina yol açar. Neye inaniyorsak beynimiz onu dogrulamak ugurunda amansiz gayretler göstermeye devam edecektir.
“Ben basarisizim” inanci alt bilincinde yerlesmis olan insan “belki bu defa basarabilirim” diyerek harekete geçse de sik sik “ya basaramazsam” endisesini yasar. Bu endise dikkatini zayiflatir, zihnini olumsuz sonuçlara yaklastirir. Bu muhtemel olumsuz sonuçlar dayanma ve direnme azmini azaltir. Kisi kendisini güçsüz hisseder. Bu güçsüzlük ve onun getirdigi tedirginlik kisiyi “vazgeçme” noktasina götürür. Böylece kisi gerçekten de basarisiz olur. Toplum karsisinda konusabilme ise cesaret gerektiren bir basaridir. Basarisizlik inanci cesareti kiracagindan kisi toplum karsisinda konusamaz. Basarisizlik ihtimali aklina geldiginde bile derin bir korku veya endise yasar.
Söylenecek Bir Sözün Olmamasi
Toplum karsisinda söz söylemeyi engelleyen son faktör kisinin söyleyecek bir sözünün olmamasidir. Pek tabii ki ne söyleyecegimizi bilmiyorsak konusmaya baslayinca takiliriz. Bunu bir çok defa tecrübe etmisizdir. Dolaysiyla düsüncelerimizden emin olmadigimizda konusmaya cesaret edemeyiz.
Bir insanin söyleyecek sözünün olmamasinin çesitli nedenleri olabilir ki bu, çok kapsamli bir sorundur. En temelde bu durum kisinin iyi bir okuyucu olmamasindan kaynaklanir. Insanlar bilgilerinin % 80’ini okuma yoluyla elde ederler. Hiç okumayan insanlarin bilgileri çok sinirlidir. Ayrica bu kisiler bilgilerini birbirleriyle iliskilendirerek yeni anlamlar ve bakis açilari da üretemezler. Ancak insanlar okuma disinda kisisel tecrübelere sahip olabilirler. Bu tecrübeler üzerinde düsünmüs olabilirler. Bu durumda bilgileri var demektir. Söyleyecek sözü olmayan insan çok az konuyla ilgilenen hatta kendisinin disinda hiç bir seyle ilgilenmeyen insandir. Çünkü söylenen söz ancak baskalarini ilgilendirdiginde baskalarina anlatilabilir. Baskalariyla ilgilenmeyen ve genel sorunlar üzerinde düsünmeyen insanlarin beyin aktiviteleri zayiftir. Dolaysiyla böyle insanlardan söz söylemeleri istendiginde ne söyleyecekleri konusunda endiseye kapilirlar. Bu endise konusma cesaretlerini kirar.
Hafizanin kontrol Edilememesi
Çok zayif bir hafiza kisinin özgüvenini yitirmesinin ve konusmaktan çekinmesinin en önemli nedenlerindendir. Çünkü konusmaci huzura çiktiginda hafizasinin kendisine yardimci olmayacagini ve ne söyleyecegini unutabilecegini düsündügünden konusmaya cesaret edemez. Esasen hafizasi çok zayif olan insanlar belirgin bir hastaligin isaretini verirler. Çogunlukla hafiza eksikligi bir hastaligin belirtisi degil zihinsel tembelligin belirtisidir. Zihinsel tembellik konsantrasyon eksikliginden kaynaklanir. Konsantrasyon eksikligi ise girginlikten veya stresten kaynaklanir. Dolaysiyla kisi gevsedikçe konsantrasyon yetenegi artar; bu artis hafizanin dogal çalisma ritminin saglam islemesine yol açar.
Konusacagi konu üzerinde yeterince zihinsel ve duygusal olarak yogunlasmis bir kisi mutlaka o konu üzerinde söz söyleyebilir. Ancak biz yine de ayrintili olmamakla birlikte hafizamizin güçlenmesini ve bize yeterince yardim etmesini saglayan bazi teknikler üzerinde duracagiz. Mükemmel bir hafizaya sahip olmak isteyenler bilmelidirler ki israrli bir çalisma ile kisa sürede arzuladiklari hafizayi gelistirebileceklerini görebilirler.
Korkunun Çözülmesi
Surasi gerçek: Yüzlerce defa binlerce insanin huzurunda konusmamissaniz her defasinda heyecan duyarsiniz. Bazen heyecaniniz o kadar büyük olur ki sizi zincirlerle kürsüye çikaramazlar.
Kendinizden emin olun. Korkuyu ve heyecani çok kolay yeneceksiniz. Eger bunu gerçekten arzuluyorsaniz simdiden bilin: Toplum önüne çiktiginizda kalbiniz sakin, gözleriniz isil isil olacak.
Çalismalarinizi üç ana bölümde olusturacaksiniz. Unutmuyorsunuz. Korkular zihninizde yerlesmis otomatik programlarin sonucudur. Ortami olustugunda bu programlar bir plak gibi devreye girmektedir. Plagi bozmaz ve yerine yenisini koymazsaniz eskisi çalmaya devam eder. En kötüsü de devamli çaldiginiz plaklar her defasinda daha güçlü ve köklü hale gelirler.
Korkularimizi üç temel alanda çalisarak yok edecegiz. Birinci alan kelimelerle kurulu alandir. Düsüncelerin bir boyutunu kelimeler olusturur. Korkularimiz varsa bunlar kelimelerle örülmüstür. Bu bölümü “Cümle Telkin sistemi”yle çözecegiz.
Düsüncelerimizin ikinci boyutunu imajlar olusturur. Kendinizi nasil canlandiriyorsunuz. Korkudan titreyen bir insan olarak mi? Basi dik, yüzünde tebessüm olan bir cesaret abidesi olarak mi? “Insan ne düsünüyorsa odur.” sözü dogrudur. Bu ifadeyi degistirelim. Insan kendini hayalinde en çok nasil görüyorsa odur. Kendimiz hakkindaki imaj filmlerini degistirmemiz gerekiyor. Bu çalisma alanini “Imaj telkin Sistemi” olarak adlandiralim. Korkuyu yenmeye çalisirken üçüncü bir boyutu “davranisi” kullanacagiz. Kelime veya imajlardan olusan tüm düsünceler, tekrar edildiklerinde eyleme dönüsürler. Eylem davranistir, tutumdur. Beynimizdeki kaliplari asil pekistiren sergiledigimiz tutumdur. Çünkü düsünce tutuma dönüstügünde tüm algilarimiz devreye girer. Davranirken yaptiklarinizi duyar, görür ve onlara dokunursunuz. Bu bölümde yapacagimiz çalismalari “Tutum telkin Sistemi” kavramiyla ifade edelim. Simdi gurur verici büyük kisiliginizi insa etmeye hazirsiniz. bizimle gönü birligi içinde çalismaya devam ettiginizde heyecan verici bir hizda nasil da degistiginizi göreceksiniz. Basliyoruz:
Cümle Telkini
Toplum karsisinda söz söylemekten korku ve endise duymanin devamliligini saglayan en önemli faktör inanç sistemidir. Aldigimiz her bilgi, yasadigimiz her tecrübe inanç sistemimizi etkiler ve yeniden sekillendirir. Bu bölümde bu inançlarin baslicalarini aktariyoruz.
-Ben yeterince yetenekli degilim
-Bu isi basaran insanlar benden çok üstün
-Simdiye kadar hep basarisiz oldum
-Baskalari varken bu isi yapmak bana düsmez
Bu temel inançlar sizde az veya çok bulunabilir. Herkes için bunlar kesinlikle asilsiz inançlardir. Ancak ne yazik ki insanlarin çogunlugu bu asilsiz inançlari edindiklerinden hayatlari hep sönük geçmeye mahkum edilmistir. Dikkat edelim: Inançlar her zaman kendilerini dogrularlar. Neye inaniyorsak, maddi manevi tüm güçler bizi dogrulamak için çalisirlar. Simdi yukaridaki inançlarin neden dogru olmadigini anlatacagiz. Lütfen bu açiklamalari tekrar tekrar okuyunuz. Bu açiklamalari ezberleseniz bile firsat buldukça okumaya devam ediniz. Burada amaçlanan sadece ögrenmeniz degildir. Temel amaç dogru inancin alt bilincinize kilitlenmesinin saglanmasidir. Zira inançlariniz kendinize defalarca söylediginiz sözlerdir. Simdi dogru sözleri kendinize söyleyerek dogru inançlari yerlestirmeniz gerekmektedir. Bu açiklamalari yeterince okur ve anlatilanlari firsat buldukça düsünmeye devam ederseniz bir ay içinde yeni inançlariniz alt suurunuza kaydolacaktir. Daha hizli degismek istiyorsaniz, tele-terapi kasetlerinde anlatilan sistemi her gün kullanmalisiniz.
Cümle telkin sistemine göre alt suurumuzu hizla yapilandiracak yeni cümle emirleri verecegiz. Alt suurumuzdaki kaliplar zaten bu tür cümle emirlerinden olusmustu. Emirlerin güçlü bir sekilde yerlesmesi için belli özelikler tasimasi gerekir. Bu özellikleri siralayalim:
1.Derin Gevseme: Tüm kas sistemlerinizi gevsetmelisiniz. (Ek ‘ye bakiniz.) Seminer ortaminda sunucunuz derin gevsemeyi size gösterecektir. Ne kadar derin gevseyebilirseniz emirleriniz o kadar derin ve kalici yerlesir.
2.Cümle Yapisi: Cümle yapisi yeterince basit olmalidir. Kisa cümleler kurmalisiniz. Cümle sadece simdiki zaman kipinde olmalidir. Alt suur geçmis veya gelecek zaman kipinde söylenen sözleri, geçmis veya gelecek zaman için dikkate alir. Geçmis hep geçmistir ve gelecek de hep gelecektir. Alt suur olumsuz emirleri anlamaz veya tersinden anlar Sadece olumlu emirleri anlar.
3. Gelisme Sürekliligi: Cümle yapisi gelismenin sürekliligini ve tekamülü içermelidir. Her hangi bir olayin tekrarina bagli olarak daha iyi olma durumu ifade edilmelidir. Buna göre asagidaki telkin cümlelerini elestirelim:
--Ben basarili olmak isteyen bir insan olarak her gün gelisiyor, mükemmellesmeye adim adim ve süratle ilerliyorum. (Cümle çok uzun, emir kayboluyor.)
--Sigara içmiyorum. (Zaman kipi dogru, ama cümle olumsuz.)
--Çok ders çalisacagim. (Gelisme bagi yok. Gelecek zaman hatasi var. Asirlar geçse de alt suur emri hep gelecege atar.)
--Her gün ve her nefeste daha çok gülümsüyorum. (Uzunluk yeterli. Simdiki zaman dogru kullanilmis. Gelisme her güne ve her nefese baglanmis. Iste en iyi cümle telkin biçimi budur. “Her sabah daha dinç uyaniyorum.” deyin.
Telkin olustururken yikmak istediginiz olumsuzluklar hakkinda zorluklarla karsilasabilirsiniz. Eskilerini nasil kaldiracaksiniz?
Öfkeleniyorum--------------------- Öfkelenmiyorum.
Sigara içiyorum--------------------- Sigara içmiyorum.
Çözüm kelimelerin olumsuzlanarak kullanilmasi degildir. bunun yerine olumlu karsit anlamli kelimeleri seçmek zorundasiniz.
Öfkelenmemek istiyorsunuz----------------- Daha sakin oluyorum.
Sigara içmemek istiyorsunuz---------------- Sigara içmeyi birakiyorum.
Bu bölümde önce genel basarimizi engelleyen hatali inançlari yok etmemiz gerekir. Ardindan dogru inançlarin fikir temellerini olusturacagiz. bu fikir temellerinin alt suurumuza kodlanmasi için alistirmalar yapacagiz.
YIKICI INANÇLAR
Ben Yeterince Yetenekli Degilim
Size de Edison veya Einstein gibi günü 24 saat olan bir ömür emanet edildi. Siz de kafatasinizin içinde bütün diger insanlar gibi ölünceye kadar esit sayida milyarlarca sinir hücresinden olusturulan harika bir beyin mekanizmasi tasiyorsunuz. Siz de herkes gibi sadece süt emme yetenegi gelismis olarak dünyaya gönderildiniz ve bunun disindaki her seyi dünyada ögrendiniz. Öyle büyük bir potansiyele sahipsiniz ki milyonlarca is yapsaniz bile beyin kapasitenizin hala yaklasik binde bir-ikisini kullaniyorsunuz. Kimse sizden üstün yeteneklerle yaratilmadi. Siz de kimseden üstün yeteneklerle yaratilmadiniz. Öyleyse neden bazi insanlar zirvelere tirmaniyorlar? Neden sempati, karizma, zenginlik, söhret gibi degerler yalnizca bazi insanlarin elinde kaliyor? Fizikçi iseniz neden bir Einstein veya Abdüsselam degilsiniz? Edebiyatçi iseniz tarihin gerilerinde hala parlak kalan Shakeasper’in ötesine neden geçmiyorsunuz?
Insani potansiyel üstünlügüne kavusturan tek vasita “bilgi” ve bilgiye dayali “egitim”dir. Kendinizi incelediginizde bilgiye dayali olmayan hiç bir becerinizi bulamayacaksiniz. Okuma-yazmasi olmayan Hz. Peygamber’e(asm) Kur’an’da geçen ilk emrin “oku” yani “ögren” olmasi sasirtici gelmiyor mu? Bugün biz bilgilerimizin % 80’ini okuma yoluyla elde ediyoruz.
Siz sel yiginlarinda kendinizi sürükleyen bir siradanliga layik olamayacak kadar üstünsünüz. Hayallerinizde yasayan “büyük size” ulasmak sizin elinizdedir. Kimse günlük 24 saatine bir dakika ekleyemez. Ama siz bir gününüze 10 günlük isi sigdirabilirsiniz. Bu güne kadar kisisel yeteneklerinize ne kadar yatirim yaptiniz?
Zihninizden yükselen çesitli itiraz sesleri duyuluyor; iddialarimizi küçümsüyor musunuz? O zaman asagidaki açiklamalara ne diyeceksiniz?
-Bu Isi Basaran Insanlar Benden Çok Üstün
Kendinizi yaniltiyorsunuz. bir vakitler Anthony Robbins de böyle düsündügünü söylüyor. 20 yaslarinda iken bir otelde hizmetli olarak çalisiyordu. Fakir ve egitimsizdi. Çektigi izdirap canina tak ettiginde tüm hayatini kökten degistirmeye karar verdi. Önce bir hizli okuma kursuna gitti ve ardindan birkaç yil içinde 700 kitap okudu.
Bugün ayni adam Amerika Birlesik Devletlerinin her yil milyonlarca dolar kazanan adami ve neredeyse tüm dünyada taniniyor. yillarini egitime harcayan profesörler bile önce hafife aldiklari bu yüksek egitimi olmayan adamdan ders almaya ve kitaplarini tavsiye etmeye basladilar. Onun hayatini sadece on yil içinde böylesine degistiren neydi? O sadece basarmak için yola çikti ve kader onu basariya ulastirdi. Onun kavradigi gerçegi biz de kavramaliyiz.
Sunlari bilmeliyiz. Insanin sinir sisteminde milyarlarca nöron vardir. Nöronlardan olusan beynimiz saniyede 30 milyar bitlik bilgi isleyebilmektedir. Herhangi bir normal beyinde olusturulabilecek potansiyel örgü veya baglanti sayisi 1 rakamini izleyen 10 milyon kilometre sifirla ifade edilebiliyor. Kafamizdaki her bir nöronun bir milyon bitlik enformasyon depolama kapasitesi vardir. Bu korkunç potansiyel saglikli olan herkeste vardir ve biz insanlar potansiyelimizin ortalama olarak % 1’ini kullaniyoruz. Geri kalan büyük kapasite ise kullanmamiz için bizi bekliyor.
200 civarindaki bulusun sahibi Edison basarinin % 99’unu çalismaya, %1’ini de zekaya baglamaktadir. Bu zekanin önemsiz oldugu anlamina gelmez. bunun anlami zekanin tek gelisme yolunun çalisma oldugunu gösterir.
Evet sonuçta bu isi basaranlar sizden üstündür. Ama bu üstünlükleri sizden üstün dogmalarindan kaynaklanmaz. Sadece çalisarak üstün hale gelmislerdir. Tarihe üstün olarak geçen herkes sadece ve yalnizca amansizca çalisarak üstünlesmisler; yani kullandiklari beyin kapasitelerini arttirmislardir. Digerlerinden hiç farkiniz olmadigi halde kendinizi üstün olmamaya mahkum ederseniz olusturdugunuz bu inanç kalibi tüm hayatiniz boyunca sizin üstün olmanizi engelleyecektir.
-Simdiye Kadar Hep Basarisiz Oldum
Edison da elektrigi bulmak için yillarca beklemek ve binlerce deney yapmak zorunda kalmisti. Bir ABD baskani sonunda baskan olabilmek için yillarca bir çok seçime girmek ve kaybetmek zorunda kalmisti. Hayat her zaman sabirla hedefleri üzerinde durmaya devam edenleri hedefe ulastirmistir.
Dagarciginizdan “basarisizlik” kelimesini kaldirmak zorundasiniz. Böyle bir olgu yoktur; tesebbüse devam eden insan için basarisizlik yoktur. Sadece her defasinda basariya bir adim daha yaklasmak vardir. Basarisizlik denilen her sey sizi basariya götürmeyen bir yolun kesfidir. Her basarisizlik zannedilen olay bizin için paha biçilmez derslerle doludur. Eger yaptiklarinizin sonucunu kontrol etmemisseniz “basarisizliginiza” hükmedecek ve çalismaktan vazgeçeceksiniz. Elinizde bir pusula yoksa tek basari yolunuz deneme-yanilmadir. Oysa simdi elinizde basariya ulasanlarin olusturdugu pusulalar vardir.
“Basarisizlik” kelimenizi kaldirmakla kalmamali ve bu kelimeye yüklediginiz tecrübelerinizin anlamlarini da “basariya bir adim daya yaklastim” seklinde degistirmelisiniz. Bu degisikligi yaptiginizda aslinda gerçegin ta kendisinin de bu oldugunu göreceksiniz.
Eger bu kelimeyi unutamiyorsaniz, mutlaka kullanacaksaniz, basarisizligi dogru tanimlayin. Gerçekte tek basarisizlik vardir: Çalismaktan, denemekten, tesebbüsten vazgeçmek...
Baskalari Varken Bu Isi Yapmak Bana Düsmez
Herkes böyle düsünseydi simdi geceleri karanlikta kaliyor olacaktik. Hepimizin hayatini degistiren insanlar böyle düsünmüyorlardi. Bu is öncelikle birinci derecede bana düser diyen insanlar o isi yapan insanlardir. Farklilasan insanlar derhal sorumluluk üstlenen insanlardir. Kullandiginiz her sey baskalarinin ürettigi seyler midir? Neden siz de üretmeyesiniz? Bu isin sorumlulugu benim omuzlarimda dediginizde birden o isin önderi konumuna getirildiginizi göreceksiniz. Bu konulmus bir kanundur. Sizin yaptiginiz isi baskalarinin da yapmasinin size zarari yoktur. Siz de yaparsaniz o is daha mükemmele ulasir. Kaldi ki eger duygularinizi kuvvetli kullaniyor ve daha çok çalisiyorsaniz, o isi yapan baskalarinin da lideri konumuna yükselirsiniz.
Dünyada iki tip insan vardir: Yöneten ve yönetilenler; güdenler ve güdülenler; düsünce üretenler ve üretilen düsünceyi taklit edenler... Birinci sinifta yer alanlar tüm insanligin %10’undan azdir. siz sadece bir inanç ve bakis açisi degisikligi ile ilk guruba dahil olabilirsiniz.
Eger hala “ben yapamam” diyorsaniz, o zaman bilmelisiniz ki yapmak istemiyorsunuz. Yani “ben yapmak istemiyorum” demek istiyorsunuz. Yapabilecegini bildigi halde yapmak istemeyen insan için ise yapilabilecek hiç bir sey yoktur. Yaraticimiz ne yapabileceklerini bilen insanlarin tercihlerine müdahale etme hakkini ve gücünü kimseye vermemistir.

ALISTIRMA: KORKU-CÜMLE TELKIN
1. Asagidaki telkin cümlelerini okuduktan sonra takip eden açiklamalari inceleyin. Önce telkin cümlelerinin inanç temellerini yerlestirmeliyiz.
a) Her gün Büyük Yeteneklerim Sürekli Gelisiyor.
Bu sözü milyonlarca defa kendinize söyleyeceksiniz. Lütfen önce bir kaç saatinizi kendinize ayirin. Tüm geçmisinize bakin. Bu güne kadar basardiginiz küçük büyük ne varsa, edindiginiz küçücük bir tecrübe bile olsa not defterinize kaydediniz. Göreceksiniz ki küçümsediginiz siz, çok büyük isleri zaten basardiniz. Köyde hiç bir kültürel ve tecrübi birikimi olmayan bir çobana göre çok farkli birikimleriniz var. Bunlari tekrar tekrar düsünerek ne kadar yetenek potansiyeliniz oldugunu kendinize söyleyeceksiniz.
b) Her gün Daha Üstün Olmaya Devam ediyorum
Bu inanci da milyonlarca defa tekrar edeceksiniz. Unutmayin zaten her gün binlerce defa kendiniz hakkinda kendinize bir seyler söylüyorsunuz. Geçmisteki tecrübelerinizi hep yüklediginiz anlamlarla sik sik kendinize söylediniz. Simdi o tecrübelerin anlamini degistiriyorsunuz ve yine kendinize söylüyorsunuz. Basaran insanlarin geçmislerini düsünün. Bir Marsli gibi, baska bir yaratik gibi dünyaya gelmediler. Onlar da sizin gibi önce, okuma-yazma bilmiyorlardi. Onlar da annelerinin kucaginda büyüdüler. Hatta biz bir anne kucagindan yoksun idiyseniz daha üstün olma firsatina sahip olduk demektir. Daha büyük asker daha zor sartlara ragmen zafere kavusan askerdir. Basarili olduklarini bildiginiz insanlara göre daha çok fakirlik, hastalik veya aci çekmisseniz ruhunuz daha dolu ve heyecanli demektir. Tüm bunlar digerlerinden daha da üstün olabilmeniz konusunda sizi daha yukarilara itecektir. Bu yeni iç konusmanin duygularinizda yol açtigi degisikligi hemen görmelisiniz.
c) Her gün Daha Basarili Olmaya Devam Ediyorum.
Lütfen geçmisinize bakiniz. 10 yil önceki siz ile 5 yil önceki ve bugünkü sizi karsilastirin. Bu karsilastirma biçimi bir aliskanlik olarak yerlesmelidir. Her zaman dikkat etmeniz gereken, azicik da olsa üstünlestiginiz noktalar olmalidir. Çogu insanin düstügü korkunç hataya düsmeyin. Kendinizi çok imkani olan baskalariyla degil; bugün düne göre daha çok imkani olan kendinizle karsilastiracaksiniz. Siz size göre üstünlesiyorsunuz. Nerelerde ne kadar? Üstün noktalarinizi görmek için kendinizden asagida olanlara bakabilirsiniz ama asla kendinizden üstün olanlara bakarak kendinizde üstün noktalar aramayin. Aksi taktirde ilerleme sürecini gerileme sürecine dönüstürürsünüz. Kendinizden üstün olanlara sadece nerelere çikmak istediginizi düsündügünüzde bakmalisiniz. Bu bakis sizi yukariya çekecektir. Bu ilerleyisinizi milyonlarca defa görmelisiniz. Unutmayin, beynimiz disaridaki gerçegimizi hayalimizde kurguladigimiz gerçegimizden ayiramaz. Yani yetim bir bebegi görmek sizi üzdügü kadar, yetim bir çocugu hayal etmek de sizi üzer. Disaridaki gerçegi biz kontrol edemeyiz ama hayalimizdeki gerçekle istedigimiz gibi oynayabiliriz, onu hemen degistirebiliriz. Hemen degismek istedigimize göre ilk yapmamiz gereken hayalimizi degistirmektir.
d) Önüme Çikan Her Isi Hemen Yapiyorum.
Karsinizda çözülmesi gereken bir problem mi var? Hemen harekete geçiyorsunuz. Problem yoksa aramalisiniz. Çünkü özellikle bu çagda problemsiz hiçbir köse bulamayiz. Üstlenebilecegimiz bir çok görev vardir. Biz görevi arayarak üstlenmesek bile çogu zaman görev bir firsat olarak bize sunulur. Çogu insan bu tür firsatlari angarya görerek reddeder. Bilmeliyiz ki yaptigimiz her isin hemen parasal bir karsiligi olmak zorunda degildir. En önemli karsilik edineceginiz paha biçilmez tecrübedir. Önce gereken mükemmellikte isi gerçeklestiremeseniz de bilmesiniz ki hiç kimse bir isi ilk yaptiginda kusursuz olmamistir.
Yolda yürüyen bir görme özürlüyü kolundan tutup yardim etmek mi gerekiyor? Bir milletvekilinin bir konuda uyarilmasi mi gerekiyor? Yetim bir çocugun basinin oksanmasi mi gerekiyor? Ailenizin geçiminin saglanmasi mi gerekiyor? Daha neler bulacaksiniz. Neden siz degil de bir baskasi yapsin bunlari? Baskasi da yalniz basina eksik yapmaya mahkum üstelik... Sizi sadece bu tutumunuz ve bu tutuma bagli olarak sürdürdügünüz tekrarlariniz gelistirir. Hiç bir is angarya degildir. Ücretsiz çiraklik yapsaniz bile edindiginiz tecrübe bir gün paha biçilmez olacak ve eger ücret ariyorsaniz yillarin emek birikimini bir gecede alabilecek hale gelebildiginizi göreceksiniz.
Burada tabii ki her isi hemen yapmaya kalkin demiyoruz. “Arzuladiginiz size” destek olabilecek, o kisi olabilmek için gerekli yeteneklerinizin gelismesine destek olacak her is firsatina sahip çikin diyoruz.

2. Asagidaki Telkinleri derin gevsemeyi takiben uyguluyorsunuz. Her bir telkini 10’ar defa zihninizden tekrar edin.
--Her gün dostlarimi daha çok seviyorum.
Her gün kendime güvenim ve cesaretim artiyor. Her gün sahnede daha yüksek güvenle konusuyorum.
3. Asagidaki telkin cümlelerini seminer ortaminda (veya arkadaslarinizla birlikte baska bir ortamda) yüksek sesle söyleyiniz. Önce hep birlikte, ardindan tek tek.
--Kendime güvenim artiyor.
--Cesaretim artiyor.
--Yaraticimin verdigi gücü hissediyorum.
--Tüm engelleri asiyorum.
--Hizla güçleniyorum.
--Hepinizi çok seviyorum.
Imaj-Telkini
Telkinlerin çok büyük boyutunu zihnimizde yasadigimiz imajlar (visualization) olusturur. Imajlarin etkisi kelimelerden bazan yüzlerce kat fazladir. Zihninizde kendinizi görüyorsunuz. Ulasmak istediginiz ideal “siz” i tanimliyorsunuz. o kisiyi insa edeceksiniz. Geleceginizi kuracaksiniz. hayalinizde hangi filmlerin kahramanisiniz. kendinize ne tür roller biçiyorsunuz. Insanlar yasadiklarini önce zihinlerinde prova etmislerdir. gelecekte yasayacak olan nasil bir “siz”in provasini yapiyorsunuz?
Imaj-Telkin sisteminde korkularini yenen bir “siz” in provasini yapacaksiniz. Gelecekteki size hayalinizde dokunacaksiniz. Sizi göreceksiniz. Sizin kokunuzu hissedeceksiniz. Sizi isiteceksiniz. Bu teknigi sadece korku ve heyecani yenmekte kullanmak zorunda degilsiniz. Gelistirmek istediginiz tüm yeteneklerinizde bu çalisma size yardimci olacaktir.
ALISTIRMA: KORKU-IMAJ-TELKIN
1. Toplum Önündesiniz: Gözlerinizi kapatacaksiniz. (Su anda nasil yapildigini okumak için tabii ki gözleriniz açik) Kendinizi sahnede hayal ediyorsunuz. Karsinizda binlerce insan var. Sizi heyecanla alkisliyorlar. Onlari görün. Isiklar üzerinizde odakli. Fotograf flaslari üzerinizde patliyor. Size dönen kameralari, resminizi çeken kameralari görün. Tüm salonu, kocaman salonu görün. Kürsüde kendinizi görün.
Ortaminizdaki tüm sesleri duyun. Alkislari, isliklari, flas patlamalarini, elinizdeki mikrofonu.... “Sag olun. sag olun” diyorsunuz. Sesinizin yankisini duyun. “Huzurunuzda olmaktan mutluyum. Sizi seviyorum” deyin. Sesiniz dalgalaniyor, duyuyorsunuz. Ortam sicak. Sicakligi hissedin. Kalbinize dikkat edin. Çok sakinsiniz. Elinizde mikrofon var. Onu agziniza yakin tutuyorsunuz ve hissediyorsunuz. Kalbiniz sakin. Mutlusunuz. Heyecanla konusmaya basliyorsunuz. sizi alkisliyorlar. Onlari görüyorsunuz.
Protokol siralarina bakin. Orada devlet baskanlari ve milletvekilleri oturmus, sizi seyrediyorlar. Onlara hükmeder gibi konusuyorsunuz. Basiniz dim dik. mutlusunuz, cesursunuz, gülümsüyorsunuz.” (Bu bölümde size anlatilan görsel canlandirma müzik esliginde seminer sunucunuz tarafindan uygulanacaktir.)
2. kendinizi Bil Clinton ile tartisirken hayal edin.
3. Televizyonda bir açik oturumda konustugunuzu hayal edin. tüm ayrintilari yasayin.
4. Meclis kürsüsünde milletvekillerine konusuyorsunuz.
Davranis-Telkini
Sergiledigimiz tüm davranislarimiz zamanla kisiligimizin bir parçasi olurlar. Otomatiklesirler. Eger davranislarimizi degistirirsek onlara bagladigimiz duygularimizi da degistirmis olacagiz. Duygular ve davranislar her zaman yan yana gelirler. Korkmus gibi davranirsaniz korkarsiniz; korkarsaniz, korkmus gibi davranirsiniz. Ya korkmamis gibi davranirsaniz ne olur? Korkuyor olsaniz da süratle korkunuzun yok oldugunu görürsünüz. Duygularinizi bos verin ve korktugunuz her seyin üzerine korkmuyor gibi davranarak gidin. Simdi korku duygusunun yaptirmak istemedigi bir kisim davranislari zayiftan siddetliye dogru arttirarak yapacagiz. Yiktigimiz davranis kaliplariyla aslinda o kaliplari olusturan korkularimizi yikacagiz. Ancak bu çalismalari bilhassa topluluk ortamlarinda yapmaya özen göstermeliyiz.


ALISTIRMA: KORKU-DAVRANIS-TELKIN
1. Önce ayaga kalkip güzel konusma seminerini tercih ettiginiz için gurup olarak kendinizi alkislayiniz. Ayaga kalkarak isim, soyad ve görevinizi söyleyiniz. Her arkadasinizi alkislayiniz.
2. Dörder kisilik guruplar olusturarak ön sirada ayakta durunuz. (1 er dakika) Semineri hangi yolla ögrendiniz, katilma amaciniz nedir? Herkes hocaya kisa bir soru sorar. (her konusmada alkislar-bagirmalar- yüksek sesle bravo bagirislari)
3 . Tek tek yüksek bir zemin üzerine çikiniz. Asagidaki cümleleri bagirarak söyleyiniz ve oturunuz.(alkislar)
“Ben cesaretliyim. Kendime güveniyorum. Herkes gibi yetenekliyim.
Basaracagim. Bana inanin arkadaslar.”
4 . Gazete kagidindan sopa yapiniz. Ayaga kalkiniz, asagidaki cümleleri kuvvetle söyleyerek sopayi tekrar tekrar masaya vurunuz.
“Içimdeki engelleri yok ediyorum. Ben basarisizlik tanimiyorum. Çok güçlüyüm.”
5 . Ikiserli guruplar halinde asagidaki konuya sert dille (oturarak ve ayakta olarak) tartisirlar:
“Isik topraktan daha önemlidir.” “Toprak isiktan daha önemlidir”
“Bilgi sayesinde zeka artar.” “Zeka sayesinde bilgi artar.”
6 . Önce herkes oturdugu yerde sesini yükselterek gülme ve bagirma çalismasi yapar. Ardindan dörderli guruplar halinde ve son olarak teker teker topluluk önüne çikarak bu çalismayi yapar.
Gülerken: Suna bakin hahhahhaaa, hihhihhi, suna bakin hohhohhoo, hehhehhee
Bagirirken: Defol yanimdan. Defol. Gözüm görmesin seni, defol...
7 . Yürüyüs çalismalari:
Omuzlar dik, ileriye bakarak sert ve düzgün adimla yürüyüs
Önce bir, sonra iki el havada, ardindan eller havada çirpilarak ve guruba bakarak yürüyüs.
Tüm vücudu hareket ettirerek, saga sola sarkarak ve guruba bakarak yürüyüs
Eller arkada (dil çikararak bunu yapmayi çok zor buluyorsaniz olusturabileceginiz en gülünç yüz ifadesiyle) guruba bakarak yürüyüs
8 . Sarki Söyleme:
Gurup ortaminda hem gurup halinde hem de bireysel olarak belli sarkilar, mirildanarak, yüksek sesle, oturarak, gurup halinde ve tek tek ayaga kalkilarak söylenecek. (seminer sunucusu gerekli parçalari, söz çözümleriyle birlikte ögrencilere sunacaktir)
Hafiza Faktörü
Hafizamizi etkileyebilmek için üzerinde durabilecegimiz dört teme alan vardir. Bu alanlara hakimiyet derecemiz hafiza gücümüzü belirler. kitabimizin temel konusu “hafiza egitimi” olmadigindan burada konu hakkinda detayli bilgi verilmeyecektir. Iste önemli faktörler:
1. Biyolojik-Psikolojik Saglamlik: Vücudumuzu genel yönetim biçimimizle ilgilidir. Vücudumuzun bio-kimyasal denge durumu hafizamizi ciddi sekilde etkiler. bu arada ruhumuzu yönetme biçimimiz de ciddi sekilde hafizamizi etkiler. Konuya iliskin daha ayrintili bilgi için kitabinizin ikinci bölümünde yer alan “Mutluluk Gelistirme Yaklasimi” altinda yapilan açiklamalari okuyunuz.
2. Gevseme Düzeyi: en büyük hafiza düsmani gerginliktir. Gerginligin ürettigi stres düsünce akisini engeller, yavaslatir. Gerginlik arttikça konsantrasyon azalir. Konsantrasyon azaldikça da hafiza tahrip olur. Seminerimizde size ögretilen derin gevseme egzersizlerini her gün bir defa (30 dakika) uyguladiginiz taktirde 20 gün içersinde fark edilir bir degisim gözlemleyeceksiniz. (Bkz Ek: de yer alan açiklamalar) Hafizayi güçlendirmenin en kolay yolunun derin gevseme oldugunu söyleyebiliriz.
3. Inanç Biçimi: hafizanizin kötü olduguna inaniyor musunuz? Cevabiniz “evet”se, emin olun hafizaniz kötüdür. Çünkü süper bir hafiza temeline sahip olsaniz da, eger olmadigina inanmissaniz sadik dostunuz olan alt suur tüm çabasini sarf ederek hafizanizi tipki inandiginiz hale getirir. Deli olmak istiyorsaniz bunun çok kolay bir yolu vardir. Her gün kendinize deli oldugunuzu söyleyiniz.
Hafizamizin kötü olduguna iliskin inanci nasil gelistiririz? Gergin ve sikintili yasadigimiz günlerde beynimizin düsünce akisi yavaslar. O zamanlarda kötü hafiza dikkatimizi çeker. Gizliden gizliye endise etmeye ve hafizamizin kötü oldugunu kendimize söylemeye baslariz. Sonra sevdigimiz zarar verici arkadaslarimiz bize bizi güçsüzlestiren telkinler iletirler: “Nasil unutursun, yaslaniyorsun galiba. sen de mi unutkan oldun? Sakin bunu da unutma ha!” Bu sözleri duya duya büsbütün unutkanliga sartlaniriz. Bu tür sözler tekrar edildiklerinde önce süphe olustururlar. Sonra kanaata dönüsürler. ardindan inanç olurlar. Sonunda iyice güçlenirler; iman derecesinde güçlü olurlar. Onlari söküp atmak vücuttan damarlari söküp atmak kadar zor oluverir.
Varsa -bilinçli veya bilinçsiz yerlesmis olabilir- böyle bir inanci derhal yikmalisiniz. Hafiza zayiflamasinin nedenlerini ögreniniz. Hafizanizin yerinde oldugunu ve gelismeye devam ettigini düsünürseniz, süreci tersine dönüstürürsünüz. Önce eski inancinizdan süphelenirsiniz. Ardindan bu süphe kanaata dönüsür. güçlü bir hafizaya sahip oldugunuza inandiniz mi emin olun beyniniz bu inancinizi dogrulamak için tüm gücüyle çalisacaktir.
4.Hafiza Teknikleri
Bu güne kadar hafiza üzerinde pek çok bilimsel arastirma yapilmis; özellikle Bati’li arastirmacilar orijinal hafiza teknikleri gelistirmislerdir. Esasen bu hafiza teknikleri insanlik tarihi kadar eskidir. zira tarihte süper hafizali insanlar yasamistir. Ama herkesin kolaylikla kullanabilecegi sisteme yeni kavustugumuzu söyleyebiliriz. Bu teknikler üzerinde yeterince çalisarak sizler de birer hafiza ustasi olursunuz.
Dünyaca taninmis hafiza ögreticilerinden birinin Dominic O’brain, digerinin Tony Buzan oldugunu biliyoruz. Türkiye’den kendisi de mükemmel bir hafizaya sahip olan Melik Safi Duyar bilinen hafiza tekniklerini Türkiye halkinin hizmetine sunarak çok degerli bir hizmete imzasini atmistir. Bu isimler disinda inanilmaz hafizalariyla sasirtici gösteriler yapan pek çok isim bulunmakla birlikte, bu üç ismin imzasiyla yayinlanan eserler hafiza teknikleri konusunda yeterince bilgilenmemizi saglayacaktir.
Bir gerçegin alti çizilmelidir. derin gevsemeyi bilmeyen kisi için diger iki faktörün büyük etkinligi kalmaz. Derin gevsemeyi basardiginizda ise beyninizin dogal çalisma biçimi normal hayatta hafiza tekniklerine fazla bir ihtiyaç birakmaz.
Bu kitapta hafiza üzerinde ayrintili bilgi vermiyoruz. Ancak konuya iliskin kitaplarin bazilarini kitabinizin Ek ‘inde bulabilirsiniz. Konusma sirasinda karilasacaginiz hatirlama sorununu çözmek için konunuzu çalisin ve gerginligi yok edin. Hafizanizin sizi yalniz ve yardimsiz birakmayacagini göreceksiniz. Burada size sadece bir kaç alistirma verilecektir.

ALISTIRMA: KORKU-HAFIZA
1. Derin Gevseme ve Telkin
Kitabinizin Ek’ de anlatilan derin gevsemeyi yaptiktan sonra asagidaki telkinleri, telkin bölümünde tekrar ediniz.
--Her gün hafizam gelisiyor.
--Her gün daha iyi hatirliyorum.
2. Duyusal Canlandirma Yapiniz
Duyularinizi kullanarak zihninizde canlandirma yapiniz. Duyusal canlandirma yeteneginizi bol alistirmalarla gelistirdikçe bilgilerin daha güçlü olarak hafizanizda yerlesmeye basladigini göreceksiniz. Asagida örnekleri verilen bu tür egzersizler iç görü yeteneginizi artiracaktir. Söz söylemeye kalkmadan önce yapacaginiz çalismada ise böyle bir canlandirma ile hafizanizdaki bilgileri iyice pekistirmis olacaksiniz.
Görsel Canlandirma
Kaybettigi yavrusunu arayan bir annenin görüntüsü, Günes dogarken ve batarken olusturdugu görüntünün renk özellikleri, akan suda yansiyan isigin görüntüsü, bir firtina görüntüsü, lisede iken sizin görüntünüz, çiçeklerin görüntüleri, böcekler, arabalar....
Isitsel Canlandirma
Gök gürültüsü, hayvanlarin sesleri, rüzgar, sinek viziltisi, uçak sesi, öfkeyle bagirma, aglama, gülme sesleri ...
Dokunsal Canlandirma
Tokat attiginizda eliniz ne duyar, ateste yansa parmaginiz ne hisseder, demiri siksaniz, elinizi kesseniz, yumusak yataga uzansaniz, çocugu öpseniz... ne duyarsiniz.
2 . Eski Bilgilerinizi Tarayiniz
Ilk okul, ortaokul, lise döneminde okulda ögretmenleriniz kimlerdi, hangi dersleri aldiniz, okulunuzun nasil bir çevresi vardi, hangi önemli hatiralariniz var? Oturun ve kendinize bunlari hatirlama talimati vererek bekleyin.

kerkur_teknik servisimi kullanabilirsiniz;sorularınızi MSN için kerkur@hotmail.com ekleyin

kerkur_teknik servisimi kullanabilirsiniz;sorularınızi MSN için kerkur@hotmail.com ekleyin

Bana Yazın E-posta olarak iletilecek bana

kerkur@hotmail.com adresine mail atın.

Reklam

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı