Parmak emme sebepleri
2012-10-16 08:38:02 Güncellendi Kadinlaricin.net sitesinde Parmak emme sebepleri baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Parmak emme sebepleri ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Ailelerin birçoğunun ortak sorunlarından birinin de çocuğun parmak emmesi olduğunu söyleyen Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi Mehmet Bilgin, "Çocuk ihtiyaçtan dolayı parmağını emer.
Bu durum 0-1 yaşında normaldir. İleriki yaşlarda parmak emme devam ediyorsa çocukta bir davranış bozukluğu var demektir" dedi.
Parmak emmenin tüm çocuklarda görülebileceğini belirten Mehmet Bilgin, bunun sebebinin çocuktaki emme refleksinin gelişmiş olmasından kaynaklandığını söyledi. Bu refleksin çocuğun çevreyi tanımasına ve ayırtetmesine yardım ettiği için kullandığını ifade eden Bilgin şöyle konuştu:
"Çocuğun bu davranışı ilk yaşlarda çevreyi tanıma ve ayırdetme istemesi ile başlar. Çocuğun 0-1 yaşında kendini ifade edebileceği tek organı ağzıdır. Emme, bebeğin yeme ve içme ihtiyacını karşılama refleksi olduğu için doğuştan gelen son derece gelişmiş bir davranıştır. Bu davranış ileriki yaşlarda devam ederse veya daha sonra yeniden ortaya çıkarsa bir uyumsuzluk sorunudur veya alışkanlık bozukluğudur. Bu okul çağına kadar da normaldir. Yaşa bağlı olarak ortadan kalkabilir. Parmak emme bozukluğu çocuk korktuğu zaman, acıkınca, anneden ayrıldığı zaman veya uykuya dalarken görülebilir. Eğer 0-1 yaş arasındaki bebeği düşünürseniz o da bu durumlarda yani acıktığı veya susadığı zaman, uykusu geldiği zaman veya anneden ayrıldığı zaman bu refleksi yoğun bir şekilde gösterir. Parmak emmenin temelinde anne-çocuk ilişkisindeki yetersizlik ve çocukta güven duygusunun yeterince gelişmemiş olması yatar. Eğer anne, çocuğun temel ihtiyaç dediğimiz yeme, içme ve uyku gibi ihtiyaçlarını zamanında karşılamazsa yani çocuk ağladığı zaman annesi, bebeğin karnını doyurmaz veya uykusu geldiğinde uyutmaz, "Canım şu işimi bitireyim, az beklesin" derse, çocukta "Ben yalnızım, benim ihtiyaçlarımı karşılayacak kimse yok. Kimse bana bakmıyor" düşüncesi gelişir. Sonuçta bu yaşlarda öğrenilmesi gereken güven duygusunun öğrenilmemesine sebep olur. Çocuğun ihtiyaçları zamanında ve anında giderilmesi çocuğun çevresine ve kendisine güvenmesi çok önemlidir."
İHTİYAÇLAR ZAMANINDA GİDERİLMELİ
Çocuğun temel ihtiyaçlarının zamanında giderilmesi gerektiğini ifade eden Mehmet Bilgin, parmak emmenin ileriki yaşlarda görülmesinin çocukluk döneminin davranışlarına gerileme olarak nitelendirildiğini söyledi. Çocuğun bir yaşına kadar ihtiyaçlarının zamanında giderilmemesi çocukta öğrenmesi gereken güven duygusunun öğrenilememesine sebep olacağını, bunun da hayatında büyük etki yapacağını kaydeden Bilgin sözlerine şöyle devam etti:
"Yani çocuğun 0-1 yaş arasında iken temel ihtiyaçları zamanında giderilmemiş ise güvensizlik duygusu gelişir. Diyelim ki çocuk 16 yaşına geldi. Ve kendisini güvensiz hissettiği bir ortamda, mesela okulda öğretmeni tahtaya kaldırdı veya arkadaşları ile başlatılan bir sohbeti devam ettirecek. Bunlar tedirgin edici ortamlar. İnsanın bu gibi durumlarda kendisine güvenmesi gerekir. Ama çocukta temel güvensizlik vardır. İşte bu temel güvensizliği olan çocukta öğretmeni kendisini tahtaya kaldırdığında hemen elini ağzına götürür parmak emmeye veya tırnak yemeye başlar. Bu çocuğun kendine güvenmediğinin, güvensiz olduğunun işaretleridir.
Parmak emme yetersiz ilgi ve sevginin sonucu olarak da ortaya çıkan bir bozukluk ve rahatsızlıktır. Yetersiz ilgi ve sevgi, aşırı disiplin ve aşırı koruyucu ve aşırı ilgisiz gibi anne-baba tutumlarının bir arada görülmesi ile ortaya çıkar. Anne ve baba çocuğa yeterince ilgi göstermediği zaman, çocuk sevgi ve ilgi almak dikkat çekmek ister ve böylelikle parmak emme yoluna gider. Çünkü çocuk bunu yaptığı zaman, anne baba "Çek elini ağzından!" diyecektir. Çocuk eğer ihtiyaçları anne baba tarafından giderilecek olsa zaten parmağını ağzına almayacak. Ama bakıyor ki ilgilenen yok. İlgi çekmek için parmağını emiyor. Dolayısıyla parmağı ağzına götürüyor. Anne baba da çocukla ilgileniyor. Bu şekilde çocuk, anne ve babanın ilgisini çekmek için olumsuz da olsa parmak emiyor.
Bununla beraber bir de tırnak yeme davranışı var ki bu davranışta yine çocuklukta güvensizlik belirtisiyle ortaya çıkıyor. Aşırı disiplin, çocuğun azarlanması, sık eleştirilmesi, yetersiz ilgi gösterme tırnak yemenin de başlıca etkenleri oluyor. Bir de çevresine kızdığında öfkesini dışa vuramayınca hıncını tırnak yemeden alıyor."
İHTİYAÇLAR KARŞILANMALI
Anne-çocuk ilişkisindeki yetersizlik ve çocukta güven duygusunun yeterince gelişmemiş olmasının ileride büyük problemler çıkarabileceğini söyleyen Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi Mehmet Bilgin, "Eğer anne, 'Canım şu işimi bitireyim, az beklesin' derse, çocukta 'Ben yalnızım, benim ihtiyaçlarımı karşılayacak kimse yok. Kimse bana bakmıyor' düşüncesi gelişir. Sonuçta bu yaşlarda öğrenilmesi gereken güven duygusunun öğrenilmemesine sebep olur" dedi.
Çocuğunuz parmağını emiyorsa
Çocuklarda görülen "parmak emme", "tırnak yeme" gibi alışkanlıkların altında ciddi ruhî problemlerin olabileceği belirtilerek, ailelerin bu konuda dikkatli olması istendi.
Erciyes Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Nevin Öztürk, iki yaşından sonraki çocuklarda görülen parmak emme davranışının, çocuğun sevgi ve şefkat ihtiyacının karışlamamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması gerektiğini kaydetti. Öztürk, "Aşırı koruyucu olan aileler yani çocuğundan beklentileri fazla olan ailelerin çocuklarında parmak emme ve tırnak yemenin daha fazla olduğu gözlenmiştir" dedi.
Erken çocukluk döneminde normal ve gerginliği azaltıcı bir davranış olan parmak emme ve tırnak yeme gibi davranışların problem haline getirilmesiyle kalıcı olabileceğini vurgulayan Nevin Öztürk, ailelerin bu kaygılarını çocuğa hissettirmeden ve güven duygusu vererek çözümlemeleri gerektiğini de söyledi.
Çocuğa bu hareketi nedeniyle ceza vermenin yanlış bir davranış olacağını hatırlatan Öztürk, "Çocuk bu tür hareketleri yapmaya başladığında dikkatleri başka yönlere çekilmeli veya grup oyunlarına katılması sağlanmalıdır" dedi.
Bebeklerde uzun süreli emzik kullanımı tehlikeli
Bebeklerde, uzun süreli emzik kullanımının damak çökmesine ve damak çıkıklığına sebep olduğu belirtildi.
Konya Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yaşar Bediri Göyenç, emziğin ayrıca ileriki yaşlarda konuşma bozukluğuna yol açan çene darlığına da sebep olduğunu kaydederek, "Kullanılacak emziğin küçük, oval ve anatomik olmasına özen gösterilmelidir'' dedi.
Bebeklerin anne karnındayken emme içgüdüsüne sahip olduklarını anlatan Yrd. Doç. Dr. Göyenç, emziğin kısa süreli kullanımına karşı olmadıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Bebek, eğer anne tarafından emzirilmiyorsa emme içgüdüsünü bastırmak için parmak emme gibi bazı olumsuzluklar doğar. Buna meydan vermemek için 5-6 ay gibi kısa süre emzik kullanılabilir. Bebek, başka gıdalara yönelince emzik derhal bırakılmalıdır. Çünkü, özellikle süt dişlerinin çıkışına kadar kullanılan emzik, damağa basınç yaptığından çökmeye ve üst çene düzensizliklerine yolaçmaktadır. Bu da estetik açıdan hoş bir görüntü vermeyeceğinden çocuk, ileri yaşlarda tıbbi müdahalelere maruz kalabilir.''
Çocuğu 'istismar' etmeyelim
Geleceğin büyükleri olan çocuklar, küçük yaşlarda nasıl bir eğitim alıyorlarsa, büyüdükleri zaman da aynı eğitimin meyvelerini veriyorlar.
Çocuk psikolojisi ve sağlığı uzmanları, öncelikle anne babaların, sonra da çevredeki büyüklerin ve öğretmenlerin, çocuğun yetişmesi konusunda çok dikkatli davranmaları gerektiğini belirtiyorlar.
Büyüklerin, çocukları önemsememesi halinde, problemli bir geleceğe zemin hazırlayacaklarına dikkat çeken SSK Gaziantep Bölge Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Orhan Menetlioğlu büyüklere şu tavsiyelerde bulunuyor:
“Büyükler, çocukların kendilerinin küçük kopyeleri olduğu gerçeğini unutmamalı ve ona göre davranmalılar. Aşağılama, reddetme, yalnızlığa itme, korkutma, tehdit etme, yıldırma, istismar, engelleme ve aşırı beklenti içerisine girmek, çocukta ezikliğe yol açar. Sahip çıkmama, değer vermeme, özelliklerini ve isteklerini hiçe sayma, küçültme, başarıda aferine yer vermeme, sürekli eleştirme, kırıcı sözler sarfetme, affetmeme, sosyal ilişkiden uzak tutma, toplumun hoş görmeyeceği hareketleri yapmasını isteme, çıkar için kullanma, sıcak yaklaşım ortaya koyamama, yaşı ve kapasitesini aşan beklenti içerisine girme, çocukta ‘Önemsenmiyorum’ duygusunu oluşturur.
Aşırı disiplin, sürekli hataları görme, başarıları önemsememe, korkutularak terbiye edilme, utandırma ve dışlama ile karşı karşıya kalan çocuklar, kendilerine güvenlerini yitirirler. Parmak emme, ısırma, altını ıslatma, düzensiz yemek yeme, içe dönüklük, pasiflik, hırsızlık ve yalan söyleme gibi tepkiler ortaya koyarlar.
Uyku bozuklukları, depresyon, aşırı kaygı, fobiler, sinirsel reaksiyonlar, başarısızlık, öğrenme güçlüğü, geri zekâlılık, büyümeme sendromu, gelişmede duraklama, hafıza bozukluğu ve aşırı bağımlılık, istismar edilen çocukların reaksiyonları arasında yer alır.
Anne–baba ve öğretmenler başta olmak üzere, bütün yetişkinler, çocuklar ve gençlerle ilişkilerine özen göstermeliler. ‘Çocuktur, anlamaz’, ‘Çocuğu büyük gibi değerlendirmemek gerekir’, ‘Hem döveceksin, hem seveceksin’ gibi yaklaşımlar, çocuğu ana–baba ve öğretmenlerden olduğu kadar, gerçeklerden de uzaklaştırır. Ezilen çocuk mücadele gücünü kaybeder, hayatın tadını alamaz.”
DÜŞÜNME ÖZÜRLÜ ÇOCUKLAR
Düşünmeyi engelleyen etmenlerin başında, çok amaçlı kullanımlar için hazırlanmış aletler ile aile ortamındaki tartışmaların geldiğini söyleyen Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Doğanay, çocukların düşünme kabiliyetlerini körelten tehlikelere şöyle dikkat çekiyor:
“Çok amaçlı işler yapmak üzere hazırlanmış aletler, bireyin düşünmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, sınavların çoğunlukla test yöntemiyle yapılması, öğrencilerin düşünmesini engelliyor. Test yönteminde öğrenciler, konuya kendilerinden birşey katamıyor, üretemiyor. Bu nedenle öğrencilere, kendi düşüncelerini serbestçe ortaya koyabilecekleri fırsatlar verilmelidir.
Aile içindeki tartışmalar, çocuklarda düşünmeyi engelleyen etmenler arasında yer alır. Bu konuda anne ve babalara görevler düşmektedir. Anne ve babalar, çocuklarda zihinsel gelişmenin başladığı ve giderek arttığı 0–5 yaş arasında çok dikkatli, özenli olmalıdırlar. Bu yaş döneminde anne ve babaların her türlü davranışı çocukların zihinsel gelişimini engeller. Çocuklara, okul öncesinde zihin geliştirici bir aile ortamı sağlanmalıdır. Çocuklara karşı kesinlikle katı olunmamalı, kötü mesajlar verilmemelidir.’’
CEZA VE DAYAK
Cezanın, çocuklarda zihinsel, dayağın ise ahlaki gelişimi engellediğini belirten, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Dr. Zuhal Kara, anne ve babalara şu tavsiyelerde bulunuyor:
“İyi düşünülmeden verilen ceza, çocukların onurunu ve özbenliğini incitebilir, sonuçta tehlikeli karşıt tepkiler doğurabilir. Ceza çocuklarda, genellikle korku, nefret, kin, karşı koyma, suçluluk, güvensizlik ve kendine acıma gibi olumsuz duygular ortaya çıkarır. Böylece çocuk, yaptığından pişman olacağına, intikam hayallerine yönelebilir. Fazla konuştukları için cezalandırılan, eleştirilen, azarlanan çocuklarda, geri çekilme davranışı artar ve zihinsel gelişme yavaşlar. Bu durum, çocukların girişkenliklerini, yeni beceriler geliştirmesini ve üretici olmalarını engeller.
Çocuğun ahlaki gelişimini de engelleyen dayak, çocuğa ‘orman kanunlarına göre davranmasını’ öğretebilir. Dayak, acizliği ortaya koyduğu gibi, güçsüzlüğün de bir göstergesidir. Döven ve dayak atan anne–babalar, genellikle çocuğa nasıl yön verileceğini bilmeyen kişilerdir. Çocuğunu döven anne ve babalar, bir an için gerginliklerini ve taşkınlıklarını giderip, sonra da kendilerini suçlayarak mutsuz olurlar. Anne–babaları tarafından, sık sık cezalandırılan ve dayak yiyen çocukların, kendi çocuklarına da aynısını uyguladıkları bilinmektedir. Yani şiddet, şiddeti doğuruyor.’’
Anne–baba ve öğretmenler başta olmak üzere, bütün yetişkinler, çocuklar ve gençlerle ilişkilerine özen göstermeliler. ‘Çocuktur, anlamaz’, ‘Çocuğu büyük gibi değerlendirmemek gerekir’, ‘Hem döveceksin, hem seveceksin’ gibi yaklaşımlar, çocuğu ana–baba ve öğretmenlerden olduğu kadar, gerçeklerden de uzaklaştırır. Ezilen çocuk mücadele gücünü kaybeder, hayatın tadını alamaz.
PARMAK EMME
"15 yaşındaki oğlum küçüklüğünden beri parmak emiyor. Üniversite hastanesine götürdük. Söylenilenleri yapmaya çalıştık; fakat hâlâ bu huyundan vazgeçiremedik. Emdiği parmağı diğerine göre epey ince görünüyor. Tavsiyeleriniz nelerdir?"
Kıymetli okurum, parmak emme çocuklarda görülen davranış bozukluklarındandır, çoğunda çocukluk yıllarında kendiliğinden veya ailenin çabasıyla kaybolur. Kendine güven ihtiyacı, çeşitli stresler gibi pek çok nedeni olabilir. Bazı çocuklarda başlangıçtaki neden ortadan kalktıktan sonra bir alışkanlık halinde devam eder. Çocukla iyi diyalog kuracak bir çocuk ve ergen psikoloğu ile görüştürmeniz yararlı olur. Tabii sadece araştırma yaptırmak yeterli olmaz. Terapilere düzenli olarak devam etmek, çocuğun yapılan çalışmalara istekli olması da gerekir. Ailede stres varsa bu streslerin ortadan kalkması veya başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi gerekir. Bu sebeple aile terapisi de yararlı olur. Çocuğunuza emdiği zaman "parmağını emme," demenin hiçbir faydası olmaz, aksine davranışını artırabilir. Dikkatini dağıtmanız emme davranışını azaltır. Emmediği zamanlarda konu üzerinde konuşup duygularını anlamaya çalışıp dinlemenizi, uzun süre emmediği zaman hoşlandığı şekillerde ödüllendirmenizi tavsiye ederim.
Çocuğunuz parmak emmeyi alışkanlık haline getirmesin
Çoğunlukla anne ve babaları huzursuzluğa ve telaşa düşüren çocuklardaki parmak emme alışkanlığı, bazı durumlarda daha yoğun ve sık görülüyor. Hattâ bu durumlarda bebeğin parmağı, zamanla aşınmaktan hassaslaşmaya, rengi koyulaşmaya kadar varıyor.
Bebeklerin parmak emmeyi zamanla genelleştirmesi, oyuncak bebeklerini, battaniyelerin uçlarını ya da çeşitli eşyaları emmeye başlaması anne ve babaların çok dikkatini çeker ve bunu büyük bir problem haline getirirler. Çoğu zaman da annelerin büyük bir çoğunluğu, parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler. Oysa bu davranış, yüzde 50'den yüzde 87'lere varan yüksek oranlarda beslenmeye bağlı olmayan, yaygın bir davranış niteliğindedir. Bu tür davranışlar, çocuklar için normaldir; ama bu durumu alışkanlık haline getirip ileriki yaşlara kadar parmak emmeye devam etmemeleri gerekir.
Alt ıslatmayla benzerliği sebebiyle parmak emme de yaşla azalır. Bu konuda yine özellikle ilk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır. Okulöncesi dönemdeki parmak emme ya da alt ıslatma durumlarında gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu düşünülerek sabırlı ve devamlı bazı eğitici önlemler uygulanmalıdır. Parmak emmenin, normal çocuklarda herhangi bir psikopatolojik sebep olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgu olduğunu söyleyen pedagog İsa Halis, "Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen hemen bütün bebeklerde rastlanmasının en önde gelen sebebi, yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi ana rahminde öğrenmiş olmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır; fakat bu davranış, çocukta alışkanlık haline gelmemelidir. Anne ve babalar, çocuklarının bu durumunu kontrol altında tutmalıdır." diyor.
1 yaşında olan çocukların hemen hemen yarısının parmaklarını emdiğine işaret eden Halis, dokuzuncu aydan itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişki olduğunu ve uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğünü belirtiyor. "Ritüel" adı verilen bu alışkanlığın aylarca devam ettiğini belirten pedagog Halis, çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek için yapılan çabaların, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılandığını ifade ediyor. Halis, "Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması, bazıları da zorlukla karşılaştığında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emer. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin zararının olmadığı; ancak devam etmesi halinde dişlerde deformasyona sebep olabileceği tespit edilmiştir." şeklinde konuşuyor.
Parmak emme problem midir
Beş yaşına kadar emzik kullanan biri olarak Nehir’in emzik alışkanlığı edinmesi konusunda tereddüt yaşamadım. Doğum hazırlıkları sırasında biberon setinin yanında bir iki tane de emzik aldım. Ancak emziği ben ağzına soktukça, Nehir inatla dışarı itti. Ben de inatla her marka ve şekilde emzik aldım. Silikonlusu, plastiği, düz damaklısı, yuvarlık uçlusu..
Ama Nehir hiçbirini emmedi.
Bir aylıkken uykuya dalma aşamasında başparmağını ağzına soktuğunu fark ettim. O dönemde bebekler genellikle ellerini çok sık ağızlarına götürürler.
Ancak Nehir büyüdükçe parmağını daha sık emmeye başladı. Uykuya daldıktan sonra parmağını ağzından çıkarttığımda sesini çıkarmıyordu ama sağa ya da sola döndüğünde hop! parmak yine ağzındaydı.
Yakınlarımız arasında parmak emen başka çocuklar olduğunu sonra fark ettim. Kimine göre parmak emen çocuk zeki çocuktu. Nedenini sorduğumda mantıklı bir cevap gelmiyordu!
Nehir’in parmak emme alışkanlığı oldukça farklı...
Her yerde, her şekilde parmak emmez. Elinin altında mutlaka yumuşak peluş battaniyesi olacak. Parmağı ağzındayken, diğer eliyle peluş battaniyesinin tüylerini bir taraftan öteki tarafa dönderecek.
Bir dönem parmak emme işini iyice abarttı. Uykular dışında da battaniyesini istiyordu. Alışverişe gittiğimizde koca battaniyeyi de yanımızda taşıyorduk.
Koca battaniye elde olmayacağı için bir sırt çantasının içine koyuyordum.
Nehir, ‘battaniye’ dediğinde, çantanın ağzı açılıyor, battaniyenin bir ucu çantadan çıkarılıp, veriliyor, Nehir tüylerine dokunur dokunmaz huzura kavuşuyordu.
Cerrahi müdahale
Dişleri tamamlandıktan sonra parmak emmesi sorun olarak karşımıza çıktı.
Çünkü geceleri unutup parmağını dişlerinin arasına sıkıştırıyordu. Parmağı ağzından çıkardığımda, diş izleri saatlerce geçmiyordu. İşten eve döndüğüm bir gün baş parmağının şiştiğini gördüm. İltihaplanmıştı. Hemen hastaneye gittik.
Acil servisteki doktor parmağında iltihaplanma olduğunu ve küçük bir operasyon yapacaklarını söyledi.
Operasyon sözü, beyaz önlük ve hastane ortamı, iltihaplanmanın verdiği ağrıya eklenince Nehir’i zaptedene aşk olsun. Çığlık çığlığa....
Acil hastalara ilk müdahalenin yapıldığı bölüme, steril şartlarda aletler getirildi. Nehir’in parmağı ameliyathanelerde kullanılan bezlerle örtüldü ve operasyon gerçekleşti.
İltihap temizlendi ama parmaktaki kemik de ortaya çıktı. Nasıl içim acıdı bilemezsiniz. Dört gün her akşam, sonra iki günde bir pansumana gittik.
Ağrı kesici verilip, biraz rahatlayınca Nehir’in ilk sorusu şu oldu; ‘Peki ben uyurken parmağımı nasıl emeceğim?’
Çünkü bizim kızımız sadece sağ parmağını emmeyi alışkanlık haline getirmişti.
‘Artık parmak emmek yok Nehir’ deyince ‘Tamam ben de öbürüne alışırım’ yanıtını verdi.
15 gün sonra sağ parmağı tamamen iyileşti.
Kızım söz verdi
Nehir’in parmak emme alışkanlığından vazgeçip vazgeçmediğini merak ediyorsanız, ne yazık ki vazgeçmedi. Şimdi dönüşümlü olarak parmak emiyor.
Bu yıl okuldan gönderilen formun bir bölümünde çocukların alışkanlıkları soruluyordu. Parmak emme alışkanlığının olup olmadığı sorusuna geldiğimde ‘Lütfen anne, yok yaz’ dedi. ‘Nehirciğim sen parmak emiyorsun’ demem fayda etmedi.
Saatlerce beni ikna etmeye çalıştı.
Nehir bir taraftan parmak emmesinin yaşına uygun olmadığını biliyor ama bir taraftan da vazgeçemiyor. Tek umudum ilkokula başladığında bırakması.
Bir yakınımın kızı 10 yaşında ama o da geceleri alışkanlığını sürdürüyor. Annesi bir dönem geceleri eldiven takmış.
Bazı anneler parmağına ilaç sürüyor, bazıları acı biberi çözüm olarak görüyor. Ama ben Nehir’e kıyamıyorum.
Bunlardan herhangi birini yaparsam çok üzülür.
Zaten Nehir seneye bu alışkanlığını bırakacak, annesine söz verdi.
Ne yapılabilir
Bir profesyonel yardımı alın. Gece gündüz uğraşıp bu alışkanlığını kırmayı başaramayabilirsiniz.
Ama işin içine ne kadar çok insanı dahil ederseniz (diş hekimi, yakınlar) bırakma konusunda motivasyon o kadar büyük olur.
Çocuklar alışkanlıklarını bir anda terk etmezler, bunu kendilerinin istemeleri gerekir.
Çocuğunuza büyüdüğünü vurgulayın. Büyük olma isteği çocukluktan kalma alışkanlıkları terk etmesini kolaylaştırır.
Çocuğunuzun ağzını meşgul etmek için yedek malzemeler temin edin.
Emzik kullanıyorsa, sınırlandırma getirin. Başarısında bolca övün.
Biberon eğlencesini azaltın. Süt, meyve suyu yerine biberonuna su doldurun.
Emmenin konforunu başka şeyler ile değiştirin
Çocuğum neden parmağını emiyor?
Emme refleksi yeni doğan bebeğin ilk reflekslerindendir. Çocuklar emzirme ile birlikte veya sonrasında parmaklarını emme davranışı gösterebilirler. Genellikle emzirme süresinin kısa olması parmak emme davranışına neden olur. Bu sebeple anne ciddi bir engel olmadığı sürece çocuğunu en az 1,5- 2 yıl emzirmelidir.
Ayrıca çocuğun çok fazla yalnız bırakılması ve ailedeki huzursuz ortam da yine bu davranışı pekiştirici unsurlardandır. Sebep ne olursa olsun ebeveynin başlangıçta bu sorun karşısında paniğe kapılmaması ve çocuğun üstüne gitmemesi gerekir. "Parmağını çek ağzından" gibi direkt uyarılar bu davranışı daha da artıracaktır. Öncelikle ebeveynlerin parmak emme davranışının doğal bir süreç olduğunu kabullenmeleri ve çocuklarına çok sık olmamak şartı ile bu davranışın sağlıksal zararlarından bahsetmeleri gerekir. Ayrıca çocuklarını ,parmaklarını emerken gördüklerinde, çocuğa bir iş vererek veya onunla konuşarak dikkatlerini dağıtmaları gerekir. Bu şekilde davranış zamanla çocuğun bilincinde silinir ve çocuk parmak emmeyi unutur. Ayrıca parmak emme davranışı, uyku esnasında yaşanıyorsa çocuk uykuya dalana kadar, ebeveyn çocukla birlikte olmalıdır, diğer zamanlarda da çocuğu çok fazla yalnız başına bırakmamak sorunun çözümü için etkili olacaktır. Sorun ileriki yıllarda da tüm bu önlemlere rağmen artarak devam ediyorsa bir uzmana danışılmalıdır.
Çocukların Parmak Emmesi Dişlerinin Çarpıklaşmasına Neden Oluyor
Çocukların parmaklarını emmesi ilerleyen yaşlarda dişlerinde çarpıklık meydana gelmesine neden oluyor.
Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali İhya Karaman, diş çarpıklıklarının kalıtımsal olmasının yanı sıra çocuklarda oluşan bazı alışkanlıkların da büyük rol oynadığını belirtti. Kahraman; anormal dil itimi fonksiyonlarının çarpık diş gelişimi üzerinde oldukça etkili olduğunu belirtirken, anne babaların çocuklarını parmak emme, kalem ısırma gibi alkışkanlıklardan uzak tutmaları gerektiğini vurguladı. Çarpık diş sorununun çocuklarda ilerleyen yaşlarda psikolojik sorunlara neden olduğunu belirten Doç. Dr. Ali İhya Karaman, dengeli beslenmenin de bu konuda etkili olduğunu belirtti.
Dişlerin güçlenmesini ve gelişimini tamamlaması için kalsiyum, florür gibi mineraller ile D vitamini içeren besinlerin sıklıkla alınmasının önemine işaret eden Karaman, her yaştaki çocuklara süt ve süt ürünlerinin mutlaka sevdirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

