Hepsiburada.com

28 Haziran 2009 Pazar

FW: TÜRK KADININ GÖREVLERİ




TÜRK KADINININ GÖREVLERİ!
Birinci vazifen bulaşık, çamaşır ve kocana sahip çıkmaktır.

Mevcudiyetinin yegane temeli budur.

Kocan en kıymetli hazinendir.

Seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan ve görümcelerin olabilir.

Birgün evliliğini kurtarmak mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için bulaşık ve çamaşırı düşünmeyeceksin.

Bu durum elektriğin ve suyun kesildiği anda ortaya çıkabilir.

Evliliğine tecavüz etmek isteyen kaynanan görümcelerin ve hayatta emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Hayatta kılıbık kocan zor bir ihtimal de olsa da başka bir bayana göz dikmiş olabilir.

Aileniz fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey asil Türk kadını, işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen yuvanı kurtarmaktır.

Anasının kuzusu olan kocanı adam etmek senin elindedir.

İhtiyaç duyduğun merdane dolabın sol üst köşesinde saklıdır.





Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.

FW:


Bir anda uykudan kalktim
çok ilginç bir ışık gördüm ama odanın ışığı kapalıydı
bir baktım saat 3:30 gece 
facir vakti
peki gördüğüm bu kadar ışık nerden
-----
birden şaşırıp kaldım baktım ki elimin yarısı duvarın içinde
hemen elimi çıkardım korku içinde oturup elime bakıyordum
tekrar elimi duvara dogru uzattım yine elim duvarın içine giriyordu!!!!!!!!

--
bir gülümseme sesi duydum

Yüzümü kardeşime dogru çevirdim, yatıyordu
korku içinde yatağımdan kalkıp kardeşimi uyandırmaya gittim
ama cevap vermedi
annemin odasına doğru gittim
babamı uyandırmaya çalıştım

birilerinin bana cevap vermesini istiyorum ama kimse cevap vermiyordu

annemi uyandırmak üzereyken, baktım ki annem uykudan uyandı

uykudan uyandı ama benimle konşmuyordu
---
Bismillahirrahmanirrahim diyordu ve tekrarlıyordu

babamı uyandırdı, kalk kalk bir bakalım çocoklara dedi annem

şimdi zamanımı bırak uyuyayim yarın ola hayr ola dedi babam

ama annemin israrı üzerine babam kalkıverdi şaşkınlık içerisinde beraber odamıza doğru geldiler

---
başladım bağırmağa, anne, baba ama hiç birisi cevap vermiyordu!!!

annemin elbisesini çekiyor beni dinlemesini istiyordum ama annem beni hissetmiyordu!!!

başladım annemin arkasından yürümeye ta bizim odaya kadar

odamıza girdi ve ışıkları açıverdi
ama benim için fark etmiyordu çünkü benim için her taraf ışıktı

tam o sırada çok ilginç bir şeyle karşılaştım
---
kendi vücüdumu  gördim!!!

evet kendi vücüdumu

 

oturup kendi kendimi seyredıyordum, iki taneydim

kendi kendime soruyordum kimdir bu acaba? Nasılda bana benziyor!!!

başladım kendi kendimi uyandırmaya, bu kabustan kurtulayım diye

ama uyanamadım
---
babam dedi ki bak yatıyorlar işte hadi yerimize gidelim

 

ama annem sakin olamadı ve benim uyuduğum yatağa doğru gelerek

beni uyandırmaya başladı kalk muhammed kalk bana cevap ver

ama cevap veremiyordu!!!
 

bir kaç defa uğraştı ama yok. Birden baktım ki babamın gözlerinden yaşlar dökülüyor

o babam ki şimdiye kadar onun göz yaşlarını görememiştim

bağırışmalar başladı oracık yerden .. kardeşim uyandı ve sordu ne oldu?

annem ona bağırarak, abin muhammed olmüş çok acıklı bir şekilde ağlıyordu

---
bağırmalar fazlalaştı

anneme giderek, anne ağlama ben burdayım bak bana!!

ama kimse bana cevap vermiyordu, neden?

oturup bağırmaya başladım, burdayım bakın işte

ama kimse cevap vermiyordu

başladım bağırmaya ya rabbi, ya rabbi ne olur beni bu rüyadan ve olduğum durumdan kurtar

---

uzaktan bir ses duydum ve geldikçede yükseliyordu

bu ses Allah'u taalenin bir ayeti idi
((andolsun sen bundan gaflette idin, derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir))

birden iki kişi beni tuttular, ama insan değillerdi

çok korktum !!


başladim bağırmaya, bırakın beni, siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz?

kabire kadar senin gardiyanlarınız dediler
----
ben ölmedim, daha yaşıyorum dedim

neden beni kabire götürüyorsunuz? bırakın beni!! Ben hissediyorum, konuşuyorum ve görüyorum, ben ölmedim

bana gülümseyerek cevap verdiler

dediler ki, ey insanlar sizzler çok ilginç yaratıksınız, sanıyorsunuz ki ölüm hayatın sonudur ama bilmiyorsunuz ki asıl olan sizin yaşadığınız hayat bir rüyadan ibaret olup öldüğünüz zaman uyanıyorsunuz.

beni kabire doğru çekiyorlardı hala

 

yoldayken baktım ki benim gibi insanlar ve yanlarında da aynı o iki yaratıktan var, kimi ağlayor kimi gülüyor ve kimi ise bağırıyordu

onlara sordum neden böyle yapıyorlar?


dediler ki, bu insanlar şaşkınlık içerisindeler, nereye gittiklerini biliyorlar, kimisi dalalettedir.. korku içinde sözlerini keserek sordum:

ateşe gidiyorlar mi yani?
evet dediler '

konuşmalarına devam ederek, o gülenler ise cennete gidiyorlar

hemen sordum onlara, peki ben nereye gidecem??

dediler ki, sen bazen iyi gidiyordun, bazende kötü

bazen tövbe edip ertesi gün günah işliyordun ve izlediğin yol tam olarak belli değildi

ve hep öyle yitik kalacaksın

sözlerini korku içerisinde keserek sordum:

yani ben ateşemi gidiyorum yoksa?

 

Onlarda, Allahın rahmeti geniştir ve yolculukta uzundur dediler

---
yüzümü çevirdim korku içerisinde baktım ailem, babam, amcam, kardeşlerim ve akrabalarım hepsi

Bir sandık içinde beni taşıyorlardı

Onlara koiarak gittim ve onlara dedim ki benim için dua edin lütfen

Ama kimse bana cevap vermiyordu
kimi ağlıyordu kimi ise hüzünlüydü

 

Kardeşime giderek, dikkatli ol dünyanın fitnesi seni kandırmasın

Beni duymasını çok isterdim

O iki melek beni kabirdeki cesedimin üzerine bağladılar

baktım ki babam toprak atıyor üzerime

Kardeşlerim topak atıyor

Ordaki insanlar hepsi üzerime toprak atıyordu

----
dedim ki, ahh keşke onların yerinde olsaydım Allaha tevbe etseydim

dün sabah namazımı kılsaydım

 

Keşke her gün rabbime dua etseydim

Keşke her gün tevbemi yenileseydim

Keşke kötülüklerden uzak dursaydım

Başladım bağırmaya, ey insanlar dikkatli olun dünya hayatı sizleri kandırmasın
en azından birisinin beni duymasını çok isterdim

Peki sen beni duyuyormusun ???

----

lütfen herkese gönder
---

eğer göndermesi sana zor geliyorsa, daha iyi olacak çünkü sevabını hakketmiyorsun, ama kabirde olduğun zaman o zaman, ahh keşke gönderseydim diyeceksin
***




Windows Live™ Photos ile fotoğraflarınızı kolayca paylaşımı. Sürükle bırak

FW: 1 Nisan'ın Tarihçesi


15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini  kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
  

En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde  Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz,  bize söz vermiştin dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve  bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.
  
İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak  kutlanmaktadır.
 
Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan "1 Nisan"lar,  bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.






Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.

27 Haziran 2009 Cumartesi

FW: BİR MİLLET UYUMUYOR,AMA YA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA,.........


 
BİR MİLLET UYUMUYOR,AMA YA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA,………

Gece olunca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanına alır ve komsusunun evini soymaya gidermis. Gün dogarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmıs. Ama her seferinde kendi evlerini de soyulmus bulurlarmıs. Ülkede kimse kaybetmezmis, çünkü herkes birbirinden çalar ve bu dolasım son kisi ilk kisiden çalana kadar sürermis.
Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmıs. Gece oldugunda, çanta ve fenerle dısarı çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş. Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezlermiş. Ve bu durum bir süre devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını istemiş:

'Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.' demişler.
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar, fakat hiçbir şey çalmaz, döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulurmuş. Adamın bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi terketmek zorunda kalmış.
Daha iyi soygun yaparak zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Zengin fakir ayrımı giderek çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve hapishaneler kurmuşlar ve kendi mallarının çalınmasını yasa dışı ilan etmişler. Ancak yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş. Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da ülkeyi terketmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise soyacak kimse kalmadığı için servetlerini yitirmeye başlamışlar.

Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler.Ancak dürüst adamın evine gittiklerinde sadece yerde yazılı bir kağıt varmış.Kağıtda şunlar yazıyormuş: ' Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey için çok geç olmuş demektir...'

'BIR MİLLET UYUYORSA UYANDIRMAK KOLAYDIR.
UYUMUYOR DA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA NE YAPSANIZ NAFİLE, UYANDIRAMAZSINIZ. '
(Indra Ghandi)

.




MSN Spaces ile web günlüğünüze doğrudan e-posta gönderin. Fıkraları, fotoğrafları ve daha fazlasını karşıya yükleyin. Ücretsiz! Ücretsiz!

13 Haziran 2009 Cumartesi

Yurdum insani Komik Resim Galerisi

Kaynek: http://haber.mynet.com/galeri/ sitesidir.

Kaynek: http://haber.mynet.com/galeri/ sitesidir.

6 Haziran 2009 Cumartesi

Adsl kampanyası 30 haziran 2009 son gun


http://alonet.kocnetbayi.com/biri-kampanyalar.asp sitesi içeriğidir.
(15gb e kadar sınırsız sonra hızı dusuruyorlar 512 ye aylık) ama 2 yıl 8 mbps olması 30 tl ye super
ttnetin http://www.ttnet.com.tr/evde_4 linkindeki tarifeleri gorunce ideal
2 yıl ama tahatütlü
BiRi ADSL alana;
Kablosuz modem ücretsiz8GB kotalı, anti-virüs/anti-spam korumalı e-posta alanı ücretsiz
Ücretsiz 5GB kotalı dosya alanı Konuş-öde şeklinde avantajlı tarifeler ile uzak mesafe telefon görüşmeleri
Kampanya şartları 24 Aylık abonelik taahhüdü verilmesi durumunda geçerlidir.
Kampanya 30 Haziran 2009 tarihine kadar geçerlidir ve stoklarla sınırlıdır.
Fiyatlara KDV ve ÖİV dahildir.
Bu kampanya kapsamında abonenin alacağı hız garanti edilmemekte olup, abonenin telefon hattının uygunluğuna ve santrale olan mesafesine bağlı olarak 8 Mbps'e kadar alabileceği en yüksek hızda hizmet verilecektir.
*********Bu kampanya kapsamındaki tüm paketler için aylık 15 GB adil kullanım uygulanacaktır. Aylık download miktarının 15 GB'ı aşması durumunda, aşılan tarihten itibaren download hızı en fazla 512 Kbps ile sınırlandırılacaktır. Dönem sonunda tekrar normal hızda hizmet verilmeye başlanacaktır.
Taahhüt süresi dolmadan kampanyalar arası geçiş yapılamaz.
Bu kampanya dahilinde kota seçimi düşürülemez sadece yükseltilebilir. Yüksek kota seçimi tarifedeki ücretine göre değerlendirilir.
Kampanyada belirtilen fiyatlar; Bonus özelliği taşıyan kredi kartları ile yapılan satışlarda 4 ay, diğer kredi kartları ile yapılan satışlarda 3 ay, kredi kartı dışındaki diğer ödeme yöntemleriyle yapılan satışlarda 2 ay boyunca uygulanacaktır.
Kampanya kapsamında, yukarıdaki ödeme şekline göre uygulanacak indirim süreleri sona erdikten sonra Koç.net tarife aylık ücretleri uygulanacaktır.
Abone Koç.net’den modem almıyorsa, Konuş-Öde hizmetinden yararlanamaz.
Abone Koç.net’den modem almıyorsa, yüksek hızlarda bağlantı kurabilmesi için sahip olduğu modemin ADSL2+ teknolojisini destekliyor olması gerekmektedir.
4 GB ve 6 GB kotalı paketlerde kota aşım ücreti ayrıca faturalandırılacaktır.
Bu kampanyaya yeni abone olanlar, aktivasyon tarihlerinden itibaren 30 gün boyunca tüm şehiriçi, şehirlerarası ve uluslararası 1.kademe yönündeki sabit telefon konuş-öde görüşmelerini herhangi bir konuşma süresi sınırı olmadan ücretsiz olarak yapacaklardır. Şehiriçi, şehirlerarası ve uluslararası 1.kademe yönündeki sabit telefon konuş-öde görüşmeleri dışındaki konuş-öde görüşmelerinin ücretleri abonenin faturasına ayrıca yansıtılacaktır.
26,81-TL olan Bağlantı Ücreti bir kereye mahsus faturalanacaktır ve ilk ay faturasına yansıtılır.
Abone modemi Koç.net'den alıyorsa, modem kurulumu isteğe bağlı olup, 20-TL modem kurulum ücreti bir kereye mahsus faturalanacaktır. Modem kurulum ücretleri ilk ay faturasına yansıtılır.
Aboneliğin taahhüt süresi dolmadan iptal ettirilmesi durumunda abonelik iptaline kadar geçen süre boyunca yapılan indirimler ve abone Koç.net'ten modem almışsa 150-TL modem bedeli tahsil edilecektir.
Kampanya dahilinde verilen modemler Koç.net’e ait olup, taahhüt süresi dolduktan sonra abonelik sona erdiğinde 3 hafta içerisinde Koç.net’e aynen iade edilecektir. İade edilmediği takdirde 150-TL modem bedeli tahsil edilecektir.
Statik IP ücreti isteğe bağlı olup vergiler dahil aylık 2,78-TL’dir.
8 Mbps'e kadar 4 GB ve 6 GB kotalı paketlere abone olan müşterilerimize faturalanacak aylık toplam ücret (kullanıma bağlı ücret+kota aşım ücret) aynı hıza karşılık gelen Kotasız paketin (8 Mbps'e kadar Kotasız paketi) tarife aylık ücretinin % 25 fazlasını aşamaz.
BİRİ VİTAMİN’i sadece BİRİ ADSL aboneleri satın alabilir.
BİRİ VİTAMİN Paketleri aylık ya da yıllık abonelik şeklinde ve BİRİ VİTAMİN paketlerinden birisi seçilerek satın alınabilir. 1 kullanıcı için BİRİ VİTAMİN aylık abonelik ücreti 5-TL, yıllık abonelik ücreti 36-TL; 2 kullanıcı için aylık abonelik ücreti 9-TL, yıllık abonelik ücreti 63-TL ve 3 kullanıcı için aylık abonelik ücreti 13-TL, yıllık abonelik ücreti 90-TL’dir.
BİRİ VİTAMİN’e yapılan aboneliklerde, BİRİ ADSL aboneliklerini veya BİRİ VİTAMİN paketlerini iptal etmeleri durumunda herhangi bir ücret iadesi yapılmayacaktır.
Koç.net modem, marka ve tarifelerde değişiklik yapma hakkını saklı tutar.
BiRi ADSL telefon tarifelerinde;
Fiyatlarımıza %18 KDV ve %15 ÖİV dahildir.
Yukarıdaki tabloda belirtilen fiyatlar 1 dakikalık ücretler olarak belirlenmiştir.
Şehiriçi ve Şehirlerarası kontör atış periyodu dakika, Uluslararası ve GSM kontör atış periyodu ise 20 saniyedir.
BiRi ADSL Telefon Tarifeleri, Sabit Hat ve GSM olarak 2 kırılıma göre fiyatlandırılmaktadır. Sabit Hat ve GSM dışında olan tüm kategoriler (4 satırlı çağrı cihazı, videotext, payphone vb.) bulunduğu kademenin GSM kategorisinden fiyatlandırılır.

1 Haziran 2009 Pazartesi

FW:


EVLİLER OKUYUN... BEKÂRLAR DERS ALIN... )) (Can Dündar yine üstatlığını konuşturmuş...)   Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot' dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı...


Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken.


Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç içi n savaşan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı aç ıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift ol acaktık o listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a...

CAN DÜNDAR

Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir.

Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder.

Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır...  



Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.

FW: Haftaya birazda ilgi ekleyelim




UNUTMAMAK ve UYGULAYABİLMEK DİLEKLERİMLE

Birinci Ders:


Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı.
Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım.
Son soru söyleydi :
'Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir ?'
Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını, yerleri silerken, hemen her gün görüyordum.

Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki ! 
Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim.
Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test
sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
'Tabii, dahil' dedi, Hocamız...

'İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız.Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar.
Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile...'
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım.

Hademenin adını da...
Dorothy idi.


İkinci Ders :

Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm.
Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi.
Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim.

Bir hafta sonra, kapım çalındı.
Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda...
'Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti.Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi.

Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın...
En İyi Dileklerimle,
Bayan Nat King Cole.'



Üçüncü Ders :

Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... 

Çocuk sordu:
'Çikolatalı pasta kaç para ?'
'50 Cent.'
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
'Peki, Dondurma Ne Kadar ?'
'35 Cent.' dedi garson kız, sabırsızlıkla.

Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu.Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki... 
Çocuk parasını bir daha saydı ve
'Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?' dedi.
Kız dondurmayı getirdi.

Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya
koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden..Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti.

Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..


Dördüncü Ders :

Yolumuzdaki Engeller...

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye gözlüyor...

Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.
Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü.
Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde...
'Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.' diyordu kral.
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında ol madığı bir ders almıştı.
'Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.'


Beşinci Ders :

Önemli Olan Vermektir..

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu.

Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve 'Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı' dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu.
Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu...
Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
'Hemen mi öleceğim ?'
Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.


Not :

İçinizden gelmiyorsa, bu e-postayı 5-10 veya daha fazla kişiye göndermeyin.
Hiç kimseye göndermezseniz de bir şey olmaz zaten. Eğer burada anlatılanlar sizi hiç bir şekilde etkilemediyse zaten içinizdeki bazı duyguları kaybetmişsiniz demektir...




 

 



MSN Spaces ile web günlüğünüze doğrudan e-posta gönderin. Fıkraları, fotoğrafları ve daha fazlasını karşıya yükleyin. Ücretsiz! Ücretsiz!

kerkur_teknik servisimi kullanabilirsiniz;sorularınızi MSN için kerkur@hotmail.com ekleyin

kerkur_teknik servisimi kullanabilirsiniz;sorularınızi MSN için kerkur@hotmail.com ekleyin

Bana Yazın E-posta olarak iletilecek bana

kerkur@hotmail.com adresine mail atın.

Reklam

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı